
﷽
مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ
فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
:وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ الَّذِينَ إِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا
.وَإِذَا أَسَاءُوا اسْتَغْفَرُوا
Amellerimizin Karşılığı; Sevap ve Günah
(06.02.2026)
Bugünkü hutbemizde, dünya ve ahiret hayatımızın dengesini kuran, amellerimizin manevi karşılığını ifade eden sevap ve günah kavramlarına değinmek istiyorum.
Kardeşlerim! Aziz Müminler!
Sevap; fani dünyada işlediğimiz güzel amellerin, baki âlemde karşımıza mükâfat olarak çıkmasıdır. Şüphesiz ki Yüce Rabbimiz, kullarının güzel davranışlarını ve emeklerini asla karşılıksız bırakmaz.1 Çünkü O, sonsuz merhamet sahibidir; bir günaha sadece misliyle karşılık verirken, bir iyiliğe on katından yedi yüz katına kadar mükâfat lütfeder.2
Günah ise; Rabbimizin çizdiği sınırları aşmak, yaratılış gayemize ve fıtratımıza aykırı düşmektir. Unutmayalım ki işlenen her günah kalpte kara bir leke bırakır.3 Ancak mümin için ümitsizliğe asla yer yoktur! Şayet kul günahtan vazgeçer, bağışlanma diler ve samimiyetle tevbe ederse kalbi o lekelerden temizlenir, arınır, cilalanır.4
Kardeşlerim! Peki, bizler bu hayatta iyiyi kötüden nasıl ayıracağız? Cevap, bizzat yaratılışımızda gizlidir. Yüce Rabbimiz, doğruyu yanlıştan ayırma bilincini fıtratımıza5 nakşetmiştir.6
Peygamberimiz (s.a.s) de içimizdeki bu vicdan terazisini şu hikmetli sözleriyle tarif etmiştir: “İyilik, gönlü huzura kavuşturan ve içe sinen şeydir; kötülük ise, insanlar sana ‘yapabilirsin’ diye fetva verseler bile gönlünü huzursuz eden ve içinde bir kuşku bırakan şeydir.”7 O halde kardeşlerim, bize düşen görevler şunlardır: Bize düşen; bu tertemiz yaratılışımızı8 günahların kiriyle karartmamaktır. Bize düşen; büyük günahlar başta olmak üzere tüm günahlardan titizlikle sakınmaktır. Bize düşen; hiçbir günahı küçük görmemek ve hatada ısrar etmemektir. Şayet nefsimize uyup bir günah işlersek bize düşen, derhal peşinden bir iyilik yaparak hatamızı telafi etmektir.9
Kardeşlerim!
Gelin, bu zamana kadar yaptığımız iyilikleri düşünelim; lakin bunların sevabını fâni olan insanlara değil, Bâki olan Yüce Allah’a havale edelim. Nefsimizin yaptığımız küçük iyiliklerden büyük paylar çıkarıp kibre kapılmasına fırsat vermeyelim. Bilakis, yaptığımızı az görüp salih amellerle sevap hanemizi daha da zenginleştirmenin gayretinde olalım.
Kardeşlerim!
Gelin, bu zamana kadar işlemiş olduğumuz günahları da hatırlayalım ve o günahları sakın ola hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. İlahi huzura çıkmadan önce, kendimizi vicdan terazisinde tartalım. Eğer hatamız Rabbimize karşı ise O’nun merhametine sığınıp O’ndan bağışlanma dileyelim. Şayet kul hakkına girmişsek, hak sahiplerine haklarını iade edelim ve henüz vakit varken onlarla bu dünyada helalleşelim.
Hutbemi Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) şu güzel duasıyla bitiriyorum: “Allah’ım, beni güzel bir iş yaptıkları zaman mutlu olan, günah işledikleri zaman da bağışlanma dileyen kullarından eyle.”10 (Âmin! Velhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin)
DİTİB Hutbe Komisyonu
Kaynak:
1 Kehf, 18/30.
2 Nesâî, Sıyâm, 42.
3 Mutaffifîn, 83/14.
4 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.
5 Müslim, Kader, 22.
6 Şems, 91/8.
7 Dârimî, Büyû’, 2.
8 Müslim, Kader, 23.
9 Tirmizî, Birr, 55.
10 İbn Mâce, Edeb, 57.