
:﷽
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلٖیظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَࣕ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِی الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِؕ اِنَّ اللّٰهَ یُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖینَ
:وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
لَيْسَ الْمُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ وَلاَ اللَّعَّانِ وَلاَ الفَاحِشِ وَلاَ البَذِيءِ
Yumuşaklılık ile Gönüllerin Fethi
(29.05.2026)
Kardeşlerim! Aziz Müminler!
Din-i Mübîn-i İslâm, kendisine gönülden tabi olan müminlerden birçok güzel ahlâk ve fazilet beklemektedir. Bu güzel hasletlerin başında ise hiç şüphesiz yumuşak huyluluk ve nezaket gelmektedir. Çünkü mümin, güzel ahlâkıyla çevresine güven veren, gönülleri incitmeyen ve insanlara merhametle yaklaşan kimsedir. Bu hususta Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurarak müminin taşıması gereken ahlâkı açıkça ortaya koymuştur: “Mümin, ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir.”1
Muhterem Müminler!
Arapçada “rifk” olarak ifade edilen bu nezaket ve yumuşaklık hakkında Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.”2 İslâm Peygamberinin, kaba ve sert tabiatlı kişilerde oluşturduğu köklü dönüşümün sırrını, onun yumuşak huylu kalbinde, nazik ve kibar hitabında, affedici ve bağışlayıcı uygulamalarında aramak gerekir.
Bu ilâhî beyan bizlere göstermektedir ki; gönülleri kazanmanın yolu sertlikten değil, merhamet ve yumuşaklıktan geçmektedir. Aile hayatımızda, komşuluk ilişkilerimizde, iş hayatımızda ve toplum içerisindeki bütün münasebetlerimizde nezaketli ve anlayışlı olmak, Müslüman şahsiyetinin en önemli özelliklerindendir. Zira kaba söz ve kırıcı davranışlar insanları birbirinden uzaklaştırırken, güzel söz ve yumuşak tavır gönülleri birleştirir, muhabbeti artırır.
Kardeşlerim!
Peygamberimizin elinde ve evinde yetişen Enes b. Mâlik’in şu ifadeleri, Hz. Peygamber’in çevresindeki insanlara ne kadar anlayışlı ve zarif davrandığını ortaya koymaktadır: “Resulullah’a on sene hizmet ettim, vallahi bana bir defa bile "Of!" demedi. Bir şey yaptığımda da, "Niçin böyle yaptın! Şöyle yapsaydın ya!" diyerek azarlamadı.”3 Çünkü sükûnet, yumuşak huyluluk ve nezaket, Rahmet Peygamber’inin temel karakterini oluşturmaktaydı. O bu karakteriyle, bulunduğu her yeri güzelleştirmekteydi. “Rıfk (zarif davranış) işe güzellik katar, rıfktan (zarafetten) yoksunluk ise, işi kusurlu kılar.”4 buyuran Allah Resûlü, “Rıfktan (zarafetten) mahrum olan, hayırdan da mahrum olur.”5 hadisiyle kaba ve sert tabiatlı insanın hayırdan mahrum olduğunu söylemektedir.
Kardeşlerim!
Müslümanlara her işlerinde zarif, nazik ve edepli olmayı emreden Allah Resûlü (s.a.s.), ailesinden başlayarak tüm insanlara karşı her zaman kibar davranmıştır. Biz müminler de onun bu nasihatlerine kulak vererek ve yaşantısını örnek alarak hayatımızı sünneti doğrultusunda şekillendirmeliyiz.
Hutbemi Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) duasıyla bitirmek istiyorum: “Allah’ım, ben bir insanım. Hangi Müslümana ağır ve incitici konuştuysam, bunu, onun için arınma ve mükâfat (vesilesi) kıl.”6
Peygamberimizin bu güzel duası, bizleri tekrar yumuşak huylu olmaya vesile kılsın.
DİTİB Hutbe Komisyonu
Kaynak:
1 Tirmizî, Birr, 48.
2 Âl-i İmran, 3/159.
3 Müslim, Fedâil, 51.
4 Müslim, Birr, 78.
5 Müslim, Birr, 74.
6 Müslim, Birr, 88.