
:﷽
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ
:وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ إِنِّى أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِى قَبْلَهُ
Aşure Orucu ve Birlik Bilinci
(19.06.2026)
Kardeşlerim! Aziz Müminler!
Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği mübarek zaman dilimlerinden birini daha idrak etmek üzereyiz. Allah nasip ederse önümüzdeki perşembe günü, Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure gününe ulaşacağız. Muharrem ayı, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Allah’ın ayı” diye nitelendirdiği mübarek bir aydır.1 Yine Hz. Peygamber’in buyurduğu üzere, Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.2 Muharrem ayına ayrı bir fazilet katan hususlardan biri de Aşure gününü içerisinde barındırmasıdır. Aşure günü ise, tarihi önemi, fazileti ve bereketiyle kıymeti büyük olan ve orucuyla ön plana çıkan bir gündür. Öyle ki, Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.s.) ve ashabının tuttuğu ilk oruç Aşure orucuydu.3 Allah Resûlü ve ashabı, Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar Aşure gününde oruç tutmaya devam etti. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra Aşure orucu nafile bir ibadete dönüştürüldü.4
Değerli Müslümanlar!
Evet, Aşure orucu farz bir ibadet değildir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.) ‘’Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım.’’5 buyurarak, bizleri bu oruca teşvik etmiştir. Bütün bunlar bizlere Allah katında çok kıymetli bir ayın ve oruçla bereketlenen mübarek günlerin içerisinde olduğumuzu hatırlatmaktadır. Bu mübarek ay; ibadet, dua, tefekkür ve kulluk şuurumuzu güçlendirmek için bizlere sunulmuş değerli bir fırsattır. Aynı zamanda, özellikle oruçla tekrar takvaya erişmemiz için önümüze açılan büyük bir rahmet kapısıdır.
Değerli Müminler!
Muharrem ayı ve Aşure gününün diğer bir özelliği ise, birlik ve beraberliğimizin en güzel simgelerinden biri olmasıdır. Aşure tatlısının içerisindeki her malzemenin kendi tadını koruyarak ortak bir lezzet oluşturması gibi; farklı düşünce ve kültürlerdeki insanlar da toplumun birlik içinde güçlenmesine katkı sağlar. Farklılıklarımızdan doğan bu zenginliği ve birbirimize karşı sorumluluğumuzu Yüce Rabbimiz şöyle beyan buyurmaktadır: “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.”6
Kardeşlerim!
Aşure tatlısı dağıtma geleneği de bu âyet-i kerimenin işaret ettiği tanışmaya vesile olan, toplumsal paylaşımı, dayanışmayı ve yardımlaşmayı güçlendiren güzel bir geleneğimizdir. Gelin, aşure vesilesiyle birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirelim. Bizleri birbirimize kenetleyen, soframızı ve gönlümüzü bereketlendiren böylesi köklü değerlerimize sımsıkı sahip çıkalım. Aşurenin bu güzel mesajlarını, bu tatlı geleneğimiz eşliğinde komşularımıza ve sevdiklerimize ulaştıralım.
Kıymetli Müminler!
Hutbemizi, bizleri takvaya ulaştırabilecek ve manen değerli kılacak olan Aşure orucunun nasıl tutulduğuna dair bir hatırlatmayla tamamlamak istiyorum. Resûlullah’a (s.a.s.), ehli kitabın bugünü yücelterek yalnızca onuncu gününde oruç tuttukları hatırlatılınca Efendimiz (s.a.s.) “İnşallah gelecek yıl biz de Muharrem’in dokuzunda oruç tutarız.”7 buyurmuş, ancak ertesi yılın Muharrem ayı gelmeden vefat etmiştir. Konuyla ilgili hadislerden yola çıkarak, Aşure orucunun Muharrem ayının dokuz ve onuncu günlerinde veya on ve on birinci günlerinde tutulmasının sünnete göre daha doğru olacağı anlaşılmaktadır.
Yüce Rabbimiz tutacağımız oruçlarımızı ve cümle ibadetlerimizi kabul eylesin. Âmin.
DİTİB Hutbe Komisyonu
Kaynak:
1 Müslim, Sıyâm, 202.
2 Ebû Dâvûd, Savm, 55.
3 Hadislerle İslam, c. II, s. 403.
4 Buhârî, Savm, 69.
5 Müslim, Sıyâm, 196-197.
6 Hucurât, 49/13.
7 Müslim, Sıyâm, 133.