
﷽:
وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِن۪ينَۙ. وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ
وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا
كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ
(03.04.2026)
Her şeyi yoktan var eden, kış mevsiminden sonra bahar mevsimini lutfeden Yüce Yaratanımıza sonsuz hams olsun.
Değerli Müminler!
Mevsimler, sadece bir dönemden başka bir döneme geçişler değildir. Bilakis mevsimler, Rabbimizin varlığı, kudreti ve eşsiz yaratmasının birer işaretidir. Allah-u Teâla “Sağlam düşünce ve inanç sahipleri için yeryüzünde açık kanıtlar vardır. Hatta kendinizde de. Hiç görmüyor musunuz?”[1] buyurarak, dünyamız ve kendi yaratılışımızı tefekkür etmenin önemine işaret eder. Zira bu ayetleri tefekkür, bizi Allah’a yakınlaştırır, imanımızı kuvvetlendirir ve daha bilinçli kullar haline getirir. Bu öyle bir hal alır ki, attığımız her adımda ve seyrettiğimiz her şeyde Rabbimizin eserlerini görürüz. O halde gelin, hep birlikte bahar mevsimini tefekkür edelim.
Aziz Müslümanlar!
Bahar dönemi bizlere yeniden dirilişi hatırlatır. Sahabelerden Ebû Rezin el-Ukayli (r.a) Sevgili Peygamberimize (s.a.s.): “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah mahlûkâtı yeniden nasıl diriltir?” diye sormuş. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) “Hiç kurak bir vadiye rastlayıp, sonra onu yemyeşil görmedin mi? İşte Allah, ölüleri de böyle diriltir.”[2] buyurmuştur.
Evet, kış boyunca soğuyan, hatta zaman zaman donan toprak, bahar güneşi ile ısınıp dirilir, ekime daha elverişli hale gelir ve yeşerir. Geceler kısalır, gündüzler uzar ve çevremiz canlanır. Dünya rengarenk bir hal alır, göçmen kuşlar ülkemize döner, kelebek ve arılar tekrar gün yüzüne çıkar. Böylece bizler, adeta yeniden bir dirilişi seyrederiz.
Kıymetli Cemaatim!
Dış dünyamızı tefekkür ettikten sonra, iç dünyamıza intikal edelim. Efendimizin (s.a.s.) buyurduğu üzere, içimizde öyle bir et parçası vardır ki, o et parçası düzgün olduğu zaman, bedenimizin tamamı düzgün olur. İşte o et parçası, kalbimizdir.[3] Tıpkı yeryüzünün bahar mevsiminde dirilip yemyeşil hale geldiği gibi, kalbimizin de bir bahara ihtiyacı vardır. Nitekim gün geçtikçe yoğunluklar artar, zaman akıp gider, kalbimiz katılaşır, hedefini şaşırır ve kötü yöne çevrilir. Gaflet bizi sarar ve dünya seline dalar gideriz. İbadetler tat vermediği gibi, dünya ve zevkleri de kalbimizi tatmin etmez. Yaşarız ama, mutlu değilizdir. O zaman, kalbimizi bu durumdan kurtarıp diriltecek şeyin ne olduğunu sizlere haber vereyim mi?
Muhterem Müslümanlar!
Elbette kalbimizi diriltecek olan Yüce Allah’tır. Kalbimize huzur, ferahlık ve sükûnet verecek olan şey, Allah’ın, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) ile bizlere gönderdiği Kur’an’dır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an’da, O’nun ve Rasûlünün hayat veren çağrılarına uymamızı emreder.[4] O halde Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) bize bıraktığı Kur’an’a ve onun yaşantıya dökülmüş sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılalım.[5] Sarılalım ki, öldükten sonra tekrar diriltildiğimizde, kalbimiz de diri ve istikamet üzere olsun.
Hutbemi, Peygamberimizden (s.a.s.) öğrendiğimiz bir dua ile bitirmek istiyorum: “Allah’ım! Sadece Senin bildiğin her bir ismin hürmetine Kur’an’ı kalbimin baharı, kalbimin nuru, hüznümün gidericisi ve kederimin yok edicisi eyle!”[6] Âmin, ve’l-hamdu lillahi rabbi’l-âlemîn.