Hutbeler

PDF-Dosyası Cuma Hutbesi (PDF)

 

“Ya Hayır Konuş Ya Da Sus!”
(16.08.2019)
 

Değerli Kardeşlerim!

Bir gün sahabe-i kiramdan biri Peygamberimiz (s.a.s.)’e gelerek “Ya Resûlallah, bana sımsıkı sarılacağım bir şey tavsiye eder misin?” diye sordu. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz “Rabbim Allah’tır de; sonra dosdoğru ol”  tavsiyesinde bulundu. Aynı sahâbî; “Hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?” diye sorduğunda ise Efendimiz (s.a.s) eliyle dilini göstererek; “İşte bu dilindir!” buyurdu.[1]

Kıymetli Kardeşlerim!

Konuşma tarzı insanın kişiliğini yansıtan bir aynadır. Kalbin hissiyatı, zihindeki düşünceler, arzu ve talepler konuşmayla anlaşılır. İnsan, konuşmasına göre itibar kazanır veya kaybeder. Çünkü insanı diğer varlıklardan ayıran özelliklerin başında dili yani konuşma kabiliyeti gelir. Dil vardır, tatlıdır; yılanı deliğinden çıkarır. Dil vardır, acımasızdır; gönülde onulmaz yaralar açar; insanı insana düşürüp nefrete büründürür.

Güzel konuşma; neyi, nerede, ne zaman, kime, nasıl söyleyeceğini bilmektir. Nitekim “Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya güzel konuşsun ya da sussun”[2] buyuran Peygamber Efendimiz’in sıklıkla “Allah’ım, dilimin sebep olduğu kötülüklerden sana sığınırım”[3]  şeklinde dua ettiği rivayet edilir.

Yüce Kitabımızda da güzel ve temiz sözle ilgili şöyle buyurulmaktadır: “Görüyor musun, Allah güzel sözü nasıl örneklendiriyor? Güzel söz kökü sağlam, dalları göğe yükselen ve Rabbinin izniyle her zaman meyve veren bir ağaç gibidir. Evet, Allah öğüt alsınlar diye insanlara böyle örnekler verir.”[4] 

Bu ayet-i kerimenin devamında kötü ve çirkin sözün örneği ise şöyle verilmektedir: “Kötü sözün durumu da yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü (ve meyvesiz) bir ağaç gibidir.”[5]

 Her şeyde en güzel örnekliği bizlere miras bırakan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), konuşurken de daima sevgili, şefkatli, merhametli ve mütebessim olmuştur. Sürekli kendisi konuşmamış, muhataplarının da konuşmasına fırsat tanımıştır. Onun bu tavrı ve iletişim dili bir ayet-i kerimede şöyle övülmektedir: “Sen onlara sırf Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile ve onlara danış. Karar verince de Allah’a güven. Doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.”[6]

O halde, “elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişi”[7] olarak tanımlanan müslümanlar olarak bizler, konuşmalarımızda insanlara rahatsızlık ve bıkkınlık vermeyecek şekilde hareket etmeliyiz. Sözlerimiz hikmetli, ibretli, insanın onur ve haysiyetini yüceltecek şekilde olmalıdır. Dedikodu, gıybet, su-i zan ve çirkin sözlerle insanlar ve Rabbimiz katındaki değerimizi düşürmekten kaçınmalıyız. Ecdadımızın “Bıçak yarası geçer, fakat dil yarası geçmez” sözünü aklımızdan çıkarmamalıyız.

Hutbemize Yunus Emre’nin, sözün gücünü anlatan şu veciz ifadeleri ile son verelim:

Söz ola kese savaşı,
Söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı,
Bal ile yağ ede bir söz.

 

DİTİB Hutbe Komisyonu

 

[1] Tirmizî, Zühd, 60.
[2] Buhârî, Edeb, 31.
[3] Ebû Dâvûd, “Vitir”, 32; Tirmizî, “Daavât”, 74.
[4] İbrâhîm, 14/24-25.
[5] İbrâhîm, 14/26.
[6] Âl-i İmran, 3/159.
[7] Tirmizî, Îmân, 8.

 

2019-08-16