|
ANADOLUDA 1915 YILI
OLAYLARI KONULU KONFERANS OELDE KENTİNDE YAPILDI
Almanya’nın Oelde
kentinde Münster Din Hizmetleri Ataşeliğine bağlı Münster
Bölgesi Çalışma Grubu’nun organize ettiği
“Anadolu’da 1915 yılı olayları” konulu konferansda konuşan
Söylemezoğlu, “Ermeni soykırımı iddiaları 90 yıl sonra
önümüze sürülüyor, çünkü
bu olaylara yol açan etkenler bugün de gündemdedir.”
dedi.
Theodor-Heuss-Hauptschule
salonunda düzenlenen konferansa Münster Başkonsolosluğu
Eğitim Ateşesi Ali Çevik ve çok sayıda davetli
katıldı. Münster Çalışma Grubu’ndaki Oelde, Ahlen,
Warendorf. Neubeckum, Telgte ve Harzewinkel DİTİB derneklerinin
ortaklaşa düzenlediği program, Şehitlerimizin anısına 1
dakikalık saygi duruşu ve İstiklâl Marşımızın
okunmasıyla başladı. Ardından okunan Kur`an-ı Kerim`in ardından
kürsüye gelen Söylemezoğlu yaklaşık 2 saat süren
bir konferans verdi.
Asılsız soykırım
iddialarına yabancı kaynaklardan aldığı belgelerle cevap veren
Söylemezoğlu, “Türklerle Ermeniler 800 yıl dostluk
içinde yaşadı. Ermeni Patriği Cemaatinin Başkanı sıfatını
taşıyordu. Dilediğinde para cezası, hapis cezası veya sürgün
cezası verebiliyordu. Patrik Paşa rütbesine sahipti, kendisi
ve danışmanları vergiden muaftı. Patriğin kendi idare ettiği
zindanları vardı. Ermeni cemaati kendi okullarını, mahkemelerini,
hastahane gibi sosyal kurumlarını tamamen özerk yönetiyordu.”
diye konuştu.
Misyoner Cyrus Hamlin’in
1915 felaketini 22 yıl önceden haber verdiğini anlatan
Söylemezoğlu, “Cyrus Hamlin Türkiye’de 39 yıl
Ermenilere yönelik misyonerlik yaptıktan sonra Amerika’ya
dönmüş olan bir misyonerdir. 28 Aralık 1893’de açık
mektub yayınlayarak meydana gelecek olayları anlatıyor. ” dedi.
Ermenilerin Türkiye’yi
paylaşma pazarlığına katıldılarını belirten Dr. Söylemezoğlu,
“1915 yılında İngilizler ve Fransızlar arasında gizlice
yürütülen Türkiye’yi paylaşma görüşmelerine
Ermenilerin resmi temsilcisi Boghos Nubar paşa da katıldı ve bu
anlaşmayı imzaladı. Nubar Paşa, kendi yazdıklarına göre,
1914 Kasım ayında İngilizlere, İskenderun körfezine bir
çıkarma yapılmasını, Maraş, Adana ve Hatay bölgelerindeki
Ermenilerin bu çıkarmayı silahlı ayaklanma ile
destekleyeceklerini bildirmiş. Kahiredeki Fransız Konsolosu
Nubar’ın bu teklifini 21.11.1914 tarihli yazıyla Fransaya
iletmiş.” İfadelerini kullandı.
Ermenilerin 1915’de
Van’ı ele geçirerek bir çok masum insanı
öldürdüklerini örneklerle açıklayan
Söylemezoğlu, Van ayaklanmasının görgü şahidi
Alman hemşire Käthe Ehrhold’un şöyle yazdığına
işaret ediyor: “ilk üç gününde kaçamayan
Türk kadın, ihtiyar ve çocuklara yapılanların üzerine
bir örtü örtmek istiyorum”
Söylemezoğlu,
Van’daki çarpışmalar sırasında yaklaşık iki bin
silahsız Ermeninin sığındığı Alman misyonerlik merkezinin
yöneticisi Theophil Spoerri kendisinin “düşman” dediği
Türk kuvvetleri çekildikten sonra Van’da Ermenilerin
kaçamayan Türklere yaptıkları zulmü şöyle
anlattığını belirtiyor: “Hiddet dolu olan Ermeniler Cenevre
Konvansiyonuna uygun davranmadılar. İntikam arzularını
gemlemediler. Orada burada buldukları Türklere aman vermediler.
Hasta ve çaresiz durumda olan Türkler bile öldürüldüler.”
Ermenilere kötü
davrandıkları için bazı insanların idama mahkum edildiğini
söyleyen Söylemezoğlu, “Kaynaklar 1916 yılı sonuna
kadar sivil yönetici, asker ve çeşitli halk
kesimlerinden yaklaşık bin 600 kişiye çeşitli cezalar
verildiğini, bunlardan 69 kişiye idam cezası verildiğini
gösteriyor. Eğer Osmanlıların Ermenileri yok etme gibi bir
planı olsaydı neden onlara kötü davrananlara ceza
versin.”
Ermeni çocukların
korunması için elden gelenin yapıldığını gösteren
yabancı belgelerin olduğunu belirten Dr. Söylemezoğlu, şöyle
konuştu: “1919 sonunda yalnız Maraş şehrinde İngiliz, Alman ve
Amerikan misyonerler tarafından Ermeni çocuklar için
kurulmuş toplam beş yetimhane vardı ve buralarda misyonerlerin
gözetiminde toplam bin 400 Ermeni çocuk koruma
altındaydı. Buda Osmanlının yok etme gibi bir düşüncesinin
olmadığını gösterir.”
|