Hutbeler

PDF-Dosyası Cuma Hutbesi (PDF)

 

Hayatın Bereketi: İnfak
(17.05.2019)

 

Kardeşlerim! Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, bireysel ibadetlerle, toplumsal sorumluluklar arasında muhteşem bir denge kurmuştur. Kulun Rabbine karşı bir takım görev ve sorumlulukları olduğu gibi, sosyal çevresine karşı da görev ve sorumlulukları vardır.

Kur’an’ı Kerim’de, bireysel kulluğun zirvesi olan namaz ibadetinin peşi sıra infakın, yani fakir ve fukaraya sahip çıkılmasının zikredilmesi,[1] namazla infak arasındaki kopmaz ilişkiyi ortaya koymaktadır. Namazlarını kılan, fakat fakir ve yoksullara karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenler Kur’an-ı Kerim’de “yazıklar olsun” ifadesiyle kınanmakta ve kendilerini büyük bir azabın beklediği haber verilmektedir.

Değerli Müminler!

Kur’an, karşılıksız yardımda bulunmak için çalışıp çabalayan müminleri övmekle birlikte[2], sahip olduğumuz mallarda fakir, yoksul ve kimsesizlerin de hakkı olduğunu dile getirmektedir.[3]

İşte infak, kulun, emanetçisi olduğu maddi-manevi her türlü imkânı, karşılığını Allah’tan bekleyerek başkalarıyla paylaşması demektir. Allah yolunda fedakârlık yaparak, her türlü tehlikeye karşı güvende olmanın sigortasıdır infak.[4] Hiçbir alışverişin, dostluğun ve kayırmanın olmadığı o hesap gününde, en karlı alışveriş, en güvenilir dost, en beklenilen şefaatçidir infak.[5] Allah’ın o engin ikramının bir yansıması olarak, bire yedi yüz veren, kâr oranının oldukça yüksek olduğu, kaçırılmayacak bir yatırım fırsatıdır infak.[6] Mallarını Allah yolunda infak ederek, bunu başa kakmayan ve karşı tarafa eziyet vermeyenlerin, her türlü korkudan ve hüzünden emin olarak, Rableri katında özel bir muameleye mazhar olacakları, çok özel bir ibadettir infak.[7

Kardeşlerim!

“Ramazan ayı” dendiğinde herkesin duygu dünyasında farklı çağrışımlar gündeme gelir. Ramazan, kimileri için diyet, kimileri için ziyafet ayıdır. Kimilerine göre çekilmez bir dert, kimilerine göre kaçırılmaz bir ders ayıdır. Ramazan, kimileri için, çocuklarının tok uyuyacağı günleri iple çeken anaların, babaların, özlemle beklediği bir hasret ayı; kimilerine göre iftar sofralarının, israf sofralarına dönüştüğü bir gaflet ayıdır.

Dünyayı iyiliğin ve fedakârlığın güzelleştireceğine inanan İslam’ın temsilcileri olarak, dünyada yaşanan sıkıntılara gözlerimizi kapatamaz, kulaklarımızı tıkayamaz, vicdanımızın sesini kısamayız. Bizler, Ramazan geldiğinde, bakkal veresiye defterinden rastgele bir sayfa seçerek, o sayfadaki kişinin tüm borçlarını ödeyen ince ruhlu, fedakâr bir medeniyetin evlatlarıyız. Bizler, hanımına; “kurbandan bize ne kaldı?” diye sorunca, eşinden aldığı cevap üzerine; “Âişem, desene, kalan o parçadan hariç, infak ettiklerimiz bize kalmış”[8] buyuran örnek şahsiyetin, veren elin alan elden daha hayırlı olduğunu vurgulayan,[9] cömert bir peygamberin ümmetiyiz.

Kıymetli Cemaatimiz!

İyiliği yeryüzünde egemen kılmak üzere, bu yıl da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) teşkilatı olarak, zekât, fitre ve bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak, veren el ile alan el arasında şeffaf ve güvenilir bir köprü olmaya devam ediyoruz.

Her şeyden haberdar olan Rabbim, kalpten kalbe yol bulan bu hayır köprüleri vesilesiyle bizleri affa mazhar olanlardan eylesin. Birlik beraberliğimizin göstergesi olan aynı safta, yan yana, omuz omuza kıldığımız namazlarımızı Rabbim kabul eylesin. Tuttuğumuz oruçların, bizleri de tutmasını; elimizi-ayağımızı, gözümüzü-kulağımızı, dilimizi-dudağımızı kötülüklere karşı tutmasını, Rabbim nasip eylesin. Yaptığımız tüm ahiret yatırımlarımızı, insanlığın refah ve barışına katkı sağlayan küçük büyük tüm çabalarımızı, Rabbim karşılıksız bırakmasın. Ramazan kazanımlarıyla dünyamız mamur, ahiretimiz mesud olsun. Cumamız mübarek olsun.

DİTİB Hutbe Komisyonu

 

[1] Bakara, 2/3
[2] Mü’minun, 23/4
[3] Zariyat, 51/19
[4] Bakara, 2/195
[5] Bakara, 2/254
[6] Bakara, 2/261
[7] Bakara, 2/262
[8] Tirmizî, Kıyâme, 33
[9] Buhârî, Zekât 18

 

2019-05-17